Çocuk edebiyatında distopya: Tepetaklak Çin İmparatoru

Distopya, edebiyatta ve sinemada son yılların en popüler türlerinden. Ben de bu sıralar Amerika’da çocuk edebiyatıyla ilgilenirken 1978 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Isaac Bashevis Singer’ın bir çocuk hikayesine rastladım. Yazarın o yıllarda nelere gönderme yaptığından bağımsız olarak (muhtemelen Mao’nun Kültür Devrimi) bu hikayenin evrenselliği ve zamana meydan okuyuşu beni çok etkiledi. Yazarın Keçi Zlate ve Diğer Öyküler kitabı Can (Çocuk) Yayınlarından basılmış, belki bu hikayesi de bir yayıncı bulur. Lafı uzatmadan bu harika hikayeyi özetleyeyim:

IMG_3702

Uzun zaman önce Çin’in tahtına çirkin ve kötü kalpli bir imparator oturmuş. Bu imparator görünüşüne çok önem verdiğinden ve çirkin yüzünü değiştiremediğinden ülkede her şeyi tepetaklak etmeye karar vermiş. Tahta çıkar çıkmaz ülkenin en alim adamlarını kendine danışman yapmak yerine ülkedeki en aptal ve kaba adamları göreve getirmiş. Hükümdarlığının dördüncü gününde ülkede güzel ve adil olan ne varsa hepsinin o günden sonra çirkin ve haksız olduğunu duyurmuş. Ülkedeki en çirkin kadınla evlenerek onu da ülkenin en güzel kadını ilan etmiş.

Bir anda ülkede her şey tepetaklak oluvermiş. Tüm yetenekli oyuncular tiyatrolardaki rollerinden atılırken, opera şarkıcılarından karga gibi gaklamaları istenmiş. Ülkenin en cahil insanları okul müdürü olarak atanırken öğrencilerin pasaklı ve tembel olanları, anne babalarına, öğretmenlerine ve hatta kendilerinden küçüklere saygısızca davrananları övgülere boğulmuş. Bilim adamlarının işi gerçekleri bulmak değil karışık kelimeler ve havalı isimler icat etmek olarak tanımlanmış.

İlk başlarda insanlar tepetaklak imparatorun saçma kurallarıyla dalga geçmişler ama zamanla dalga geçenlerin asıldığını ve işkence gördüğünü gören herkes imparatorun kurallarını uyguluyormuş gibi davranmaya başlamış. O yıl en iyi matematikçi ödülü 2+2’nin 5 olduğunu ispatlayan profesöre verilmiş. Kadınlar güzelim ipek kıyafetlerini bırakıp yerine şekilsiz kıyafetler giymeye başlayıp saçlarının yarısını kazıtmışlar.

Ülkede hayat o kadar değişmiş ki sokakta insanlar birbirini, “sabahın köründe seni görmek ne fena. Dilerim seni bir daha görmem” diye selamlamaya başlamışlar. Hasta ziyaretlerinde “bu hastalıktan çok insan öldü, dilerim sen de ölürsün” diye temennilerde bulunuyorlarmış. Arkadaşlara nasıl ihanet edilir, anlaşmalar nasıl bozulur, ya da yalancı tanıklık nasıl yapılır konulu kitaplar ardı ardına basılıyormuş. İnsanlar evdeki fareleri için bile vergi öder olmuşlar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi hırsızların hakim ve savcı olduğu Haksızlık Mahkemeleri ve bir de Yolsuzluk Bakanlığı kurulmuş.

IMG_3701

Hikayedeki tepetaklak Çin halkı

Etrafındaki aptal devlet adamları imparatoru ülkede herkesin çok mutlu olduğuna ikna etmişler ama imparatorun küçük oğlu durumun hiç de öyle olmadığını biliyormuş. Çünkü sarayın gizli köşelerinde kalan sanat eserleriyle halka sunulanları kıyasladığında ülkeyi saran çirkinliğin farkına varmış. Bu çirkin eserleri eskileriyle kıyaslama bahanesiyle müzeler açıp daha güzel bir dünyanın kapılarını mizah yoluyla halka açmış. Başka bir hayatın bir zamanlar var olduğunu hatırlayan halk sarayı basıp imparatoru devirmiş. Bir dönem ülkeye güzellikler geri gelmiş ama tepetaklak imparatorun bazı kötülükleri başkalarına ilham vermeye devam etmiş. Çünkü iyi ile kötünün hiç bitmeyen savaşı Çin’in tarihinden bile eskiymiş.

Orijinal Eser: The Topsy-Turvy Emperor of China

Yazan: Isaac Bashevis Singer

Resimleyen: William Pène du Bois

Yayınevi ve Basım Yılı: Harper&Row Publishers, 1971

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s