Melekler Beyaz Giyer / 嘉年华

Genç Mia (Qi Wen), Çin’in Xiamen eyaletinde sahil kenarı bir otelde kaçak olarak çalışmaktadır. Bir gün on iki yaşında iki kız öğrenciyle orta yaşlı bir adam konaklamak üzere otele gelir. Üst düzey bir yetkili olan adamın kızlara tecavüzünün o gece tek tanığı olan Mia işini kaybetme korkusu ve sahte bir kimlik edinme umuduyla gerçekleri saklamayı seçer, ta ki kendisi de erkek dünyasının bir ezileni olduğunu fark edene kadar.

Melekler Beyaz Giyer, Black Coal Thin Ice filminin yapımcısı Vivian Qu’nün ilk yönetmelik deneyimi. Filmi çektiğinde Mia karakterini canlandıran Vicky Chen henüz 12 yaşındaymış fakat Çin’de bütün göçmen kızların çok genç göründüğünü gözlemleyen Qu, 15 yaş rolü için Chen’ı oynatmaktan imtina etmemiş. Gelir eşitsizliği, göç ve yolsuzluk gibi pek çok soruna tamamen kadın bakış açısıyla yaklaşan filmin senaryosu da yine Qu’ye ait.

angels-wear-white

12 yaşındaki iki kızın yaşadığı travmayı konu alan filmde cinsel taciz aslında günlük hayatın her noktasında karşımıza çıkıyor. Kendisi de çocuk olan Mia ablası saydığı otel resepsiyonistinin erkek arkadaşı tarafından; resepsiyonist genç kadın, sevgilisi ve sevgilisinin patronu tarafından türlü şekillerde taciz ediliyor. Bütün bu hikayeler silsilesini bir araya getirense sahildeki beyaz elbiseli devasa Marilyn Monroe heykeli. Bir film eleştirmeni Monroe’yu ‘kadının nesneleştirilmesinin en bilinen sembolü’ olarak tanımlasa da, bence böyle erkek merkezli bir anlamın dışında filmdeki heykel ‘kendini kadın olarak kucaklama’ durumunu temsil ediyor. Bu yüzden Mia bekaretini satacağı gün tıpkı Monroe gibi beyaz bir elbise giyiyor. Onun Monroe heykeline sürekli aşağıdan, sadece ojeli tırnaklarını, topuklu ayakkabısını, çıplak bacaklarını ve eteğini görecek şekilde bakabiliyor olması aslında emeğiyle hayatta kalmaya çalışan alt sınıftan bir genç kızın kendi olmaya dair çarpık algısını da temsil etmiş oluyor. Tecavüz gibi açık bir şiddet biçiminin kendi başına gelmeyeceğini düşünen Mia, farklı biçimde de olsa benzer bir şiddete maruz kaldığında mağdur kadınların tarafına geçmeyi seçiyor.

Kadın tecrübesini sınıfsal ve politik geçişkenliği ile betimlemeyi başaran yönetmen sinemanın görsel gücünü iddialarını desteklemek için kullanmakta büyük maharet göstermiş. Örneğin üç ayrı doktorun sırayla on iki yaşındaki tecavüz mağduru Wen’ın bekaret zarını kontrol ettiği sahne, Wen’ın görüntülü telefon konuşmasında arkadaşına uçsuz bucaksız denizin sesini dinletmesi, sözüne kıymet verilmeyen Wen’ın doktor koltuğundaki sessiz göz yaşları, ya da okul masraflarının karşılanması karşılığında davadan vazgeçilebileceği teklifinin diğer mağdur kızın ailesi tarafından iletildiğinde Wen’ın babasının sorduğu ‘peki ya adalet?’ sorusu sınırsız iddia, anlam ve sorgulamayla yüklü. Tecavüz mağdurunun her durumda suçlu olduğu, kadın olmanın cinsel çağrışımlar dışında hiçbir anlam taşımadığı, her karşı çıkışın bir çırpıda bastırıldığı bir erkek dünyasında bırakalım adalet aramayı, insanca var olmak mümkün mü? Harika müziklerle donatılmış filmi izlerken ben umudumu kaybetmedim, çünkü Monroe heykeli gitse de o küçük kadınların hiçbiri vazgeçmedi. Umarım bu sarsıcı filmi izleme imkanı bulabilirsiniz.

Yönetmen: Vivian Qu

Yapım yılı: 2017

Dil: Çince

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s